27 Mart 2014 Perşembe

MÜJDE MUTFAKLARINIZA HESAPLI TAZELİK GELİYOR


BURSALI BLOG YAZARLARI TAZEDİREKT.COM'UN 
MİSAFİRİ OLDU.



Tazedirekt .com'un ne olduğunu merak edenlere birazcık açıklama yapacağım; Her şeyden önce güzel Bursamın markası , mutfaklarımıza hesaplı tazeliği kapımıza getiriyorlar, doğal katkısız, Dünya standartlarında, anında sipariş ve saatinde eve teslim , online bir alış veriş sitesi, bence daha ne olsun..

     
   
NOT: 

 Tazedirekt ticari olarak aktif olmadan önce kurulan Boğazköy Çiftliği’mizde, besi hayvanları antibiyotiksiz, en kaliteli yemlerle ve refah ortamlarda yetiştiriliyorlar. Daha sonra steril ortamlarda kesimleri yapılıp, Dünya standartlarındaki et parçalama tesisimizde özel olarak parçalanıp, paketleniyorlar. Çiftliğimizde, hayvanlarımızın takibi kulak küpesi sistemiyle sağlanmaktadır. Satın almış olduğunuz paket üzerinde bulunan “Kulak Küpe Numarası” ile, et temin edilen hayvanın nerede doğduğu, ne ile ne zaman beslendiği bilgisine ulaşabiliriz.
-          Kendi tarlalarımızda yetiştirdiğimiz sebze-meyveler 2 yıl sonra doğal üretim belgesine sahip olabileceği için şu anda sebze ve meyveleri tedarikçilerimizden özenle temin ediyoruz.
-          Seçtiğiniz gün ve saatte siparişiniz kapınıza getiriliyor. Sipariş teslimat gününü seçebildiğiniz gibi saatini de seçebiliyorsunuz. Böylece siparişinizi beklemeniz gerekmiyor. Yine de teslimatınızın eve teslim edilmesi sizin için zor olacaksa Teslimat Noktası’ndan kendiniz de alabilirsiniz.. Özlüce’de olmak üzere 1 teslimat noktamız bulunuyor. Ancak önümüzdeki günlerde teslimat noktalarımızın sayısı da hızlıca artacak.
-          Şu anda ilk siparişiniz Tazedirekt mutfak önlüğü hediyeli ve her 100 TL üzeri alışverişiniz 10 TL indirimli. Önümüzdeki günlerde kampanyalarımız da çeşitlenecek ve daha cazip hale gelecek :)
-          Ürünlerimize ve iş modelimize güveniyoruz, %100 müşteri memnuniyeti için yola çıkıyoruz. Bu yüzden de Kapıda İade Garantisi sunuyoruz. Ürünleriniz geldiği anda beğenmezseniz iade edebilirsiniz, teslimat sonrasında iade etmek isterseniz, yine kapınıza gelir iadenizi alırız.
-          Ürün sayımız ve kategorilerimiz hızla büyüyor. VST paketleme şekli gibi Türkiye’de ilk defa olacak olan bir paketleme şeklini kısa zaman içinde Bursalılar’a sunmayı planlıyoruz. Kendi ürünlerimizin hasatını beklemeden “Organik” ürünleri temin edeceğiz. Büyük market raflarında yer bulmakta zorlanan kaliteli ve yerel ürünlere yer vereceğiz. Bu süreçte de hem müşteri hem de kanaat önderleri olarak sizin yorumlarınız bizim için çok değerli.

Müşteri Hizmetleri 444 75 15
                                   



Şiparişlerim ve hediye sepetim geldi Tazedirekt'e teşekkür ediyorum..

Online alışveriş artık çok kolay bence hemen alışverişe başlayın hediye çekilişlerine katılın.

TAZE DİREKT ELİMİZDE


22 Mart 2014 Cumartesi

Gocujang kurubalik kavurmasi 고추장 멸치볶음

고추장 멸치볶음
 
(gocujang kurubalık kavurması)



 
[Malzemeler]300 gr Kurubalık 
10 dişi sarımsak
2 yemek kaşık sıvı yağı
1 yemek kaşık gocujang
1 yemek kaşık pul biber
2 yemek kaşık bal ya da şeker
Balık koku yok etmek için mirim ya da soju 1 yemek kaşık lazım. Olmasa kullanmayın.

 

 
 

[Yapılışı]

1. Kuru balığı temizleyin. Ben balık iç ve başini attım. 




2. Ilk önce yağsız teflon tavada kuru balığı kaç dakkika kavurarak daha kurutuyorum.
3. Önce yağını döndükten sonra ince kesilmiş olan sarımsaklarını ekleyip kac dk kavuruyorum. Ondan sonra gocujang sosunu ilave ediyorum. Kaynatıyorum. 






4. Kaynayan gocujang sosu uzerine kuru balıkları atıyorum. Hafifçe cevirerek sosu yediriyorum. 








 




5. Isterse susamla suslenerek servis yapiyorum. 
Afiyet olsun.

 

12 Mart 2014 Çarşamba

Zeytinyağlı Enginar

zeytinyaglienginar

NAMI DİĞER; FAVA DOLGULU ENGİNAR :)
Eğer şık bir lokantanın listesinde yer alsaydı, bu basit ama lezzetli tarife pek çok sosyetik isim bulabilirdik. :)
Fava dolgulu enginar, enginar yatağında soğan ve havuç garnitürlü fava gibi! :))
Ama biz zeytinyağlı enginar deyip geçelim :)

Bol gülme işaretlerinden de anlayacağınız üzere gayet neşeliyim, çünkü artık ilk günlere göre (annemin üstün çabaları ile de olsa) daha uzun uyuyan bir oğlum var.
Bu uzun uykularda bende hemen bilgisayarın başına geçiyor ve çoook uzun zamandır hasret kaldığım blogumu güncelliyorum, ne mutlu !:))

Zeytinyağlı enginar pek çok hanımın gözü kapalı yaptığı, oldukça kolay yapılan pratik bir yemek.
Blogumun takipçileri, mutfak kurdu hanımlar, "bunca zaman sonra bu kadar basit tarifler ile mi döndün?" demesin lütfen :)
Beni uzun zamandır takip edenler tarzımı artık çok iyi biliyor, blogumda klasik Türk yemeklerinin hepsi olsun, bir nevi arşiv olsun istedim hep ve enginarda bir eksikti bana göre...
Bir diğer nedende; ilk günden beri tariflerimi hep hiç bilmeyene göre yazıyor olmam, yani istiyorum ki, hayatında hiç mutfağa girmemiş, eline patlıcan almamış biri, canı karnıyarık istediğinde blogumdaki tarif ile yapabilsin.
Bu konuda da amacıma ulaştığımı gelen maillerden ya da kursuma katılan takipçilerimden aldığım geri dönüşlerden anlıyorum.
Avusturya'da mimarlık okuyan çok cici bir okuyucum, kursuma geldiğinde, İstanbul'da yaşarken hiç mutfağa girmediğini ama Avusturya'da yalnız yaşadığı evinde canı çektiği tüm yemekleri blogum sayesinde yaptığını anlatmıştı. Hatta annesi ziyaretine geldiğinde onu yaptığı çilek reçeli ile hayretlere düşürmüş, nereden nereye diye!:)
Bu benim için gerçekten çok önemli bir mutluluk kaynağı ve kendi kendime; "aynen devam Müge" motivasyonu. :)

Zeytinyağlı enginar mevsimi geldiğinde sık sık pişirdiğim, hatta fırsatımız olursa derin dondurucuya koyup, mevsimi olmadığında da pişirdiğim bir sebze. Çok sağlıklı olduğu, hatta belirli bir sayıda yendiğinde karaciğeri yenilediği rivayetler arasında. :)
Zaten Rabbim neyi faydasız yaratmış ki?! :)

Yapımı bir kaç püf noktası ile son derece basit...
Enginarları eğer limonlu su içinde satın aldıysanız, sadece sudan geçirip, kullanabilirsiniz.
Yeşil yaprakları ile satın aldıysanız, ayıklar ayıklamaz, pişirene kadar bol limonlu su içinde bekletmeniz gerek hem kararmasın hem de ekşiliği içine çeksin diye.
Garnitürlü yapacaksanız, soğan ve havucu tarifteki gibi birlikte pişirmeniz, patates ve bezelyeyi ayrıca haşlayıp eklemeniz gerekiyor, çünkü enginar ve havucun sertliği aynı ve aynı zamanda pişiyor ama bezelye ve patates daha erken piştiği için problem oluyor.:)
Enginarın içini sunum sırasında benim yaptığım gibi Fava ile süsleyebilirsiniz, hem görüntüsü çok şık oluyor hem de lezzet olarak birbiri ile çok uyumlular.

Malzemeler

  • 4 Adet Enginar
  • 1 Adet (orta boy, mandalina büyüklüğünde) Soğan
  • 1 Adet (orta boy) Havuç
  • 1/2 (yarım) Çay Bardağı Zeytinyağ
  • 1/2 (yarım) Limon'un Suyu
  • 5 Adet Kesme Şeker
  • 1 Çay Kaşığı Tuz
  • Su
Yapılışı
  • Enginarların yeşil kabuklarını soyarak, kararmaması için pişirene kadar bol limonlu suda bekletin. Eğer ayıklanmış ve limonlu suyun içinde satın almışsanız, direk durulayıp kullanabilirsiniz.
  • Soğanı piyazlık (yarım ay) şeklinde ince ince doğrayın. Havuçları da yarım ay şeklinde ince ince doğrayın.
  • Orta boy (tercihen yüksek olmayan karnıyarık tenceresi idealdir) bir tencereye, yağı, soğanı ve havucu koyun, orta ateşte soğanların rengi sararıp, şeffaflaşıncaya kadar 3-4 dk. kavurun.
  • Enginarları sudan alın ve tencereye dizin. Enginarların üzerini hafifçe geçene kadar su ekleyin.
  • Suya; şekeri, tuzu ve limon suyunu ekleyin. Bu aşamada damak zevkinize göre tuzunu arttırabilirsiniz.
  • Orta ateşte kaynayana kadar, daha sonra kısık ateşte yaklaşık 20-25 dk. enginarlar yumuşayana kadar pişirin.
  • Enginarların içini garnitür ile dolduracaksanız, bezelye ve patatesi ayrı bir yerde haşlayıp, yemeğin pişmesine 5 dk. kala tencereye ekleyin.
  • Ocağı kapatıp, tencerenin içinde soğumaya bırakın. En az 1 gün dinlendirdikten sonra soğuk servis yapın.

zeytinyaglienginar1

10 Mart 2014 Pazartesi

Fava

fava

GÜNCELLENEN BİR TARİF VE BENDEN SON HABERLER... :)
Önce benden kısa kısa haberler diyeyim mi? :)
Bizi soracak olursanız pek iyiyiz, çok şükür. Kırk günü geride bıraktık hatta elli üç günlük olduk bile.
Şu anda bu satırları yazabiliyorsam eğer, yavaş yavaş (ama gerçekten çok yavaş) normal hayata dönmeye başladık demektir.:)
Günlerim annelerin tahmin edeceği üzere oldukça rutin, bir kaç şeyi sürekli yaparak ama bir yandan da çok hareketli geçiyor. En bariz şikayetim; çook uykusuz olmam!
Günde ortalama 3-4 saat uyku ile duruyorum ve bu beni gerçekten çok zorluyor.
Onun dışında çok şükür çok fazla ağlamayan sadece bazı günler dengesi şaşıp çok ağlayan ve o zamanlarda elimizi ayağımızı birbirine dolayan, uslu olduğu zamanlarda karşısına geçip, gözlerimi kırpmadan dakikalarca seyrettiğim, uyurken ki ağız hareketlerini terapi niyetine izlediğim ve hatta en sevdiğim diziyi izlemekten daha çok keyif aldığım bir prensim var benim. :)
Günümün yaklaşık üçte ikisi emzirmek ile geçiyor desem abartmış olmam :)) Emzirmeyi zaman zaman çok acı çekiyor olsam da çok seviyorum, onunla kurduğumuz bir bağ olarak görüyorum ve baş başa geçirdiğimiz şahane dakikalar olarak...
Beslenmesinde sadece anne sütünün ne kadar önemli olduğunu da artık bütün dünya kabul ediyor ve ben onu sağlıklı bir şekilde besleyebildiğim için her gün şükrediyorum. :)
Şimdilik benden haberler bunlar diyeyim ve tarife geçeyim. :)

Fava; benim çok sevdiğim, bayıldığım hatta zaman zaman aş erdiğim bir meze! :)
Dünde tam olarak öyle oldu, sanki hamileymişim gibi bir canım çekti anlatamam size. Allah'tan annem bizdeydi ve kendisi pek çok şeyin olduğu gibi favanında profesörüdür! :)
"Malzemen varsa yapıvereyim hemen" dedi, bende canım istedi deyince hemen yapacağını bildiğim için :) bu haftaki Taze Masa siparişlerime, kuru baklayı eklemiştim zaten :)
Fava'yı; yıllar önce 2008 de YemekName için yapmıştım. Bloguma da eklemiştim.
Ama o zaman nedense annemin tarifini değil de kitaptan başka bir tarif denemişim, çok fazla içime sinmeyen oldukça koyu kıvamlı bir fava olmuştu.
Oldukça uzun zamandır da annemin tarifini deneyip, eklemek geçiyordu içimden.
Kısmet; evde bolca zaman geçirdiğim ve annemin de sürekli yanımda olduğu bu bebekli günlere imiş :)
Ben bu yazıyı yazmadan önce sütüme gaz yapar korkusunu bir yana bırakıp yarım borcamı mideye indirdim, varın lezzetini siz hesap edin :)
Hatta zeytinyağlı enginar pişirip, üzerine fava ekleyerek tükettik ve hem görüntüsü hem de lezzeti on numara oldu.
Zeytinyağlı enginar tarifi bir sonraki yazıda...:)

Malzemeler
  • 1 Su Bardağı Kuru İç Bakla
  • 2,5 Su Bardağı Su
  • 1 Adet (orta boy) Soğan
  • 1 Çay Bardağı Zeytinyağ
  • 5 Adet Kesme Şeker
  • 1 Çay Kaşığı Tuz
  • Dereotu (süslemek için)
Yapılışı
  • Baklaları bir gece önceden ılık suda bekletin.
  • Soğanları küp küp şekilde doğrayın, 1 çay bardağı zeytinyağ ile rengi sararıp şeffaflaşıncaya kadar 2-3 dk. kavurun.
  • Soğanlar kavrulunca suyu ekleyin ve kaynatın.
  • Soğanlı su kaynayınca, süzdüğünüz baklaları, şekeri ve tuzu ekleyin ve orta ateşte baklalar iyice yumuşayıp dağılıncaya kadar pişirin. (Bu aşamada annem düdüklü tencere kullanıyor, tüm malzemeleri ekleyip, kısık ateşte 20 dk. pişirmek gayet yeterli oluyor)
  • Baklalar pişince ya da düdüklü tencerenin süresi dolup kapağı açılabilir hale geldiğinde, el blenderi ile pürüzsüz bir kıvam alıncaya kadar çekin. Bu aşamada şekerini ve tuzunu kontrol ederek damak zevkinize göre arttırabilirsiniz.
  • Karışımı; kare veya dikdörtgen bir borcama kalınlığı 2 cm olacak şekilde dökün.
  • Buzdolabında en az 5-6 saat yada bir gece beklettikten sonra kare kare dilimleyerek ve dereotu ile süsleyerek servis yapın.
NOT: Dereotunun fava için sadece süs değil, aynı kabak yemeklerinde olduğu gibi tamamlayıcı bir lezzet olduğunu unutmayın. "Evde maydanoz var, rengi yeşil, koysam ne olur demeyin :)"

Servis Önerileri;
  • Zeytinyağlı enginar pişirdiğinizde, ortalarını garnitür ile doldurmak yerine fava ile doldurabilir ve muhteşem bir lezzet elde edebilirsiniz. Hatta favayı krema sıkma aleti ile şekilli olarak sıkarsanız davet sofralarınız için çok hoş bir sunum olur.
  • Favayı bütün olarak borcama dökmek yerine minik muffin kalıplarına dökebilir, tek kişilik sunumlar elde edebilirsiniz. Favayı dökmeden önce kalıbı hafifçe su ile çalkalamayı unutmayın.
  • Mandalina büyüklüğünde domateslerin içini oyarak, içlerini fava ile doldurabilir yine tek kişilik sunumlar elde edebilirsiniz. Üstelik domates, fava ve dereotu üçlüsü harika bir lezzet oluşturur.

26 Şubat 2014 Çarşamba

CeraWare Ürünleri Hediye Çekilişi ve Benden Kısa Haberler :)


TEMBEL BLOGGERDAN ÇEKİLİŞ HABERİ VAR! :)
Herkese kocaman, yürekten ve neşeli bir merhaba!:)
Hemen her blog yazıma olduğu gibi bu yazıya da çoook teşekkürler diyerek başlamak isterim.
Minik Sinan ve ben ile ilgili gönderdiğiniz tüm yorumlar, güzel dilekler, dualar ve birbirinden değerli öneriler için canı gönülden teşekkür ederim. Benim için öyle önemli ki yorumlarınız...
Bunca zamandır istemeden de olsa ihmal ettiğim blogumun hala takip ediliyor olması ve bu şekilde samimi yorumlar alması benim için paha biçilemez! :)
Tekrar tekrar çok teşekkürler..

Bizi soracak olursanız çok şükür iyiyiz. Sinan bebek sağ olsun beni hiç üzmüyor, her bebek kadar ağlıyor, her bebek kadar gazı var vs. vs. :)
Her yeni annenin olduğu gibi benim de hasret olduğum tek şey; uyku...
O uyudukça ben de uyumaya çalışıyorum ama illaki başka yapacak şeyler de olduğundan bende çok fazla uyuyamıyorum. Onun dışında gayet iyiyiz.
Günlerim oldukça rutin geçiyor, genellikle evdeyiz, son zamanlarda az da olsa dışarılara çıkmaya başladık ama sürekli emzirme ve uyku sistematiği nedeniyle :) hala en rahat ettiğimiz yer ev. :)
Zaman zaman güneş açtığında biraz bunalıyor ve kendimi sokağa atıyorum.
Ne yapıyorsun peki? derseniz, işte bakkala, fırına filan gidiyorum :) Yabana atmayın, o on dakikalık bakkal molası kendimi epey sosyalleşmiş hissettiriyor bana :)
Dün itibariyle bebi 40 günlük oldu, o meşhur; "kırkı çıkınca" lafını bitirdik yani. Bu kırk gün öyle komik geldi ki bana; etrafımda sürekli;"kırkı çıkana kadar onu yeme, bunu ye, onu yapma, bunu yap, aa kırka kadar o olmaz" şeklinde bin tane söz:)
Bakalım bugünden itibaren ne değişiklik olacak ve nasıl bir hayat bekliyor bizi :)


Bu yazı ile sizlere son zamanlardaki yeni keşfimden söz etmek isterim.  CareWare Ürünleri...
Ben henüz yeni tanıştım ama tüm ürünlerine bayıldım, bambu ürünleri çok şeker, çok şık ve çok sağlıklı.

Seramik bıçakları harika ve seramik kaplı tencereleri ve Saklama Kapları çok şık ve çok sağlıklı. Hem pişirmede hem serviste kullanacağınız kadar şık.:)

Bu ürünler ile ilgili zaman zaman instagram ve twitter hesabımda paylaşımlar yapıyorum ve çekiliş düzenliyorum.

İlk çekilişi bambu bebek ürünleri için yaptık bile.:)
Sırada Seramik Bıçak Seti ve Seramik Kaplı Tencere çekilişleri var.


Tek yapmanız gereken; beni instagram ve twitterda takip ederek detayları öğrenmek.
CareWare ürünlerini detaylı incelemek ve satın almak isterseniz ise; Facebook sayfalarına göz atmanız yeterli. :)

Arayı açmadan yeni bir yazıyla, muhtemelen Mart sonu yapacağım kırk mevlüdü hazırlıkları yazısında buluşmak üzere diyorum.
Herkese yürekten sevgiler gönderiyorum. :)




11 Şubat 2014 Salı

kore yemek kitap hakkında duyuru!!!

Merhaba.

Ellimdeki Kore yemek kitap artık bitti.
Daha kargoda yapamiyorum.
Ama kitap yine gelecek. Marketimize..
Fiyat 15 tl olacak ve sadece markette satilacaktir. Bilginiz olsun!

Markette,
Made in Korea aksesuarlarda var.
Çeşitli  tokalar, ayna, anahtarlik gibi hediyelik ürünler...
Hazır gimchi ve manduda vardir.

Teşekkür ederim♥


2 Şubat 2014 Pazar

Minik Sinan'ın Aslan Temalı Hastane Odası Hazırlıkları

blog1

VE BENDEN SON HABERLER :)
Herkese kocaman, yürekten bir merhaba!
En son kahvaltı sofrasını yazarken, sizlere; "sanırım bir sonraki yazı hastane odası olmayacak, farklı tarifler ya da yazılar olabilir, çünkü önümüzde bir ay var var benim evde bolca zamanım olacak" demiştim. :)
Ama hep denir ya, hayat siz plan yaparken akıp giden birşeymiş diye.
Bizim minik epey aceleci çıktı ve beklenen tarihten tam üç hafta önce geldi.!:)
Boyu, kilosu, sağlığı her şeyi yerinde çok şükür, sanki zamanında gelmiş gibi.
Anne olanların tahmin edeceği üzere on beş gündür hayatım üç aktivite üzerinde dönmekte; emzirme, alt değiştirme ve uyutma :)
O uyuduğunda ya da izin verdiği zamanlarda ise ben kısa kısa uyumaya çalışıyorum.
Bu yazıyı hazırlamam bile tam üç gün sürdü. :)
Ve yine anne olanların yakinen bildiği üzere :) dünyanın en zor ama hiç şikayet edilmeyen işiymiş annelik. Mesela bazen emzirmek öyle acı veriyor ki, sanki kalbimi söküyorlar ama ben sürekli; "oh annecim ne güzel emiyorsun" diyorum :)
Ve annemin yıllarca söylediği ama o zamanlar benim için çok fazla bir şey ifade etmeyen sözü kulaklarımda; "Anne olunca anlarsın beni"... Kesinlikle dünyanın en doğru sözüymüş bu.!
Doğumdan sonraki süreç içinde facebook, twitter ve instagramdan yüzlerce mesaj yollayan, arayan, güpgüzel, samimi, sıcacık dileklerde, dualarda bulunan herkese canı gönülden, yürekten teşekkür ediyorum.
Emin olun tüm mesajları, gözlerim dolarak, amin, amin diyerek ve içimden dua ederek okudum.
Hamilenin ve lohusanın duası kabul olur diyorlar, emin olun mesajlarında; "bana dua eder misin?" diyen herkes için ismen dua ettim, inşallah Rabbim kabul eder, hiç kimseyi evlat hasreti ile sınamaz inşallah.

blog2

Sizlere birazcık doğum yaptığım hastaneden, çok sevdiğim Anadolu Sağlık Merkezinden söz etmek isterim.
Sakın abartıyorum sanmayın, ben bu hastaneye resmen aşığım!
Bana göre her anlamda, Adan Zye, Türkiye'nin en iyi hastanesi...
Hikayem tüp bebek bölümü ile başladı, orada dünyanın en şeker, en babacan doktoru Prof. Dr. Aydın Arıcı ile tanıştım. Bana göre Allah'ın bizlere bir lütfu O!.
İlk başta özgeçmişine baktığınızda büyüleniyorsunuz zaten, inanılmaz başarılar ile dolu, müthiş bir kariyeri var.
Kendisini tanıdığınızda ise bu kadar dolu bir insanın nasıl bu kadar mütevazi ve sıcakkanlı olmasına şaşırıyorsunuz resmen. :)
Önce Rabbim sonra Aydın bey sayesinde yıllarca süren evlat hasretimiz sona erdi.
Asm Tüp Bebek Bölümü; doktorundan, hemşiresine, personelinden, embriyologuna kadar herkesin konusunda inanılmaz uzman ama bir o kadar sevecen ve yardımsever olduğu müthiş bir yer.
Kesinlikle tüm kalbimle tavsiye edeceğim tek adres.

Hamile olduğunuzu öğrendikten bir süre sonra, üzülerek de olsa tüp bebek bölümü ile ilişkiniz kesiliyor, artık normal bir hamile olduğunuz için kendinize yeni bir doktor seçmeniz gerekiyor, ben epey bir süre direnip, yakalarından düşmedim ama sonunda doktorumu seçerek, sevgili Doç. Dr. Fatih Güçer'de karar kıldım.
Bu kararımızdan da inanılmaz memnun kaldık. Doktorumuz; her anlamda çok ilgili ve bilgili idi.
Doğumu; tüm şartlar bunu gerektirdiği için, sezeryan ile yaptım. Hem doğumu hem de doğum sonrasını inanılmaz kolay bir süreçte geçirdim, neredeyse hiç ağrı hissetmedim ve ilk günden itibaren hastaneye gelen konuklarımın yanında oturarak sohbet ettim.
Hastanede kaldığım dört günlük süreçte de; memnuniyetimi anlatmaya kelimeler yetmez.
Gerçekten dört dörtlük bir memnuniyet ile ayrıldık hastaneden. Temizlik ve yemek personelinin güler yüzü ve kibarlığı, yemeklerin beş yıldızlı otel sunumu ve lezzetinde olması, halkla ilişkiler personelinin her gün düzenli ziyaret ile hatırımızı sorması, benim doktorumun ve çocuk doktorunun düzenli ziyaretleri, kontrolleri, en saçma sorularımıza bile sıkılmadan, güler yüzle yanıt vermeleri harika idi.
En çok da hemşireler! Allah'ım o hemşireler. Şimdi düşünüyorum da ben hemşire onlar hasta olsaydı ve benim yaptıklarımı bana yapsalardı, ikinci gün isyan bayrağımı çekerdim herhalde!
Bebeğimi emzirme sürecinde, her çağırdığımda yanıma koşan bir süre sonra sürekli gelmekten yorulup!:) artık yanımdan hiç gitmeyen, saatlerce iki büklüm benimle birlikte süt vermek için uğraşan ve ağızlarından bir kez olsun, "hadi artık sizi de bebeği de yormayalım, mama verelim" lafı çıkmayan, "asla mama yok" deyip, sütümü verdirmeye uğraşan fedakar hemşireler. İsim vermek özellikle istemiyorum, çünkü birinin bile adını yazmayı unutursam sonra kendimi affetmem. :)
Hastaneden ayrılırken, sadece teşekkür değil, dilimin döndüğünce dua ettim onlar için, tüm muratları kabul olsun inşallah diye ve hala da ediyorum. :)
Kısaca öyle bir hastane düşünün ki, ayrılırken, her şey iyi güzeldi de bir tek şu kişinin davranışı şöyle olsaydı iyiydi, ya da şurası şöyle olaydı tam olacaktı diye bir cümle kuramıyorsunuz, izin vermiyorlar. :)
Herkese canı gönülden tavsiye ettiğim, edeceğim, harika bir hastane; Anadolu Sağlık Merkezi...

blog3

Gelelim hastane odası hazırlıklarına; bu noktada aynen Baby Shower Parti'mde olduğu gibi kendimi, Pembe Mavi Şekerler'in güvenli kollarına bıraktım. :)
Ve iyi ki de öyle yapmışım dedim. :)
Yine tüm aklımdakileri fazlasıyla hayata geçirdiler ve keşke cümlesini kurmamamı sağladılar.
İşe her zaman olduğu gibi temayı belirlemekle başladık, bu kez eşimin fikri olan ve benimde duyar duymaz çok sevdiğim; Aslan temasında karar kıldık ve her detayda aslan teması üzerinden yürüdük.
Pek çok hazırlığı da önceden tamamladık. Sonuçta; çikolata, su, ahşap yazılar, altın yastığı, kapı süsü, etiketler, süsler, hiçbiri bozulacak şeyler değil. Erkenden hazır olsun dedik ve iyi ki de öyle yapmışız.
Nasılsa vakit var diye rahat davransaydık, hiç bir hazırlık olmadan geçirecektim hastane günlerimi :)
Şimdi detaylara geçelim. :)

blog7

Evet tüm hazırlıklarımı çok sevdim ama kapı süsümü çok bir ayrı sevdim! :)
Ahşap üzerine el boyaması çok kibar, çok cici bir kapı süsüm oldu, Pembe Mavi Şekerler sayesinde.
Üstteki bulutun arka tarafında sadece Sinan yazıyor ve bu haliyle şu anda bebek odasının kapısını süslüyor, yıllarca kullanacağımız, eminim Sinan'ında çok seveceği, şirin bir kapı süsümüz oldu diyebilirim. :)

blog8

Takı Yastığımızda pek cici oldu. Bu noktada açıkçası alışılagelmiş yastıklardan olsun istemiyor, farklı bir çalışma hayal ediyordum. Pembe Mavi Şekerler sayesinde sevgili Burcu ile tanıştım ve onun el boyaması yastıklarına tek kelimeyle bayıldım!. Aslan temamıza uygun şekilde çok cici bir yastık hazırladı ve açıkçası hayal ettiğimden bile güzel bir yastık oldu.
Üstelik hasta haliyle ve henüz vakit var sanıyorken, bir telefonumla sadece 36 saati olduğunu öğrenmesine rağmen!:)
Kapı süsünü olduğu gibi eminim bu yastığı da minik Sinan pek sevecek. :)
Kendisinin cici çalışmalarına instagramda @morcuburcudesign hesabı ile ulaşabilirsiniz ve sizde bu cici yastıklardan sipariş verebilirsiniz...

blog9

blog5

Ev yapımı limonatamız ve lohusa şerbetimiz...

blog12

Limonata ve lohusa şerbetini ikram ettiğimiz; kadehlerimiz...

blog4

Aslında su içmek isteyenler için hazırladığımız ama sonra kimsenin içmeye kıyamayıp, hatıra olarak eve götürdüğü sularımız...
Kayınvalidemin deyimi ile; vitrin suyu! :))

blog6

Temaya uygun, tek tek kutulanmış, aslan süslemeli çikolatalarımız. Görüntüsü şık olmakla birlikte, tadı da inanılmaz lezzetli idi.

blog11

Ve elbette süslü kurabiyelerimiz de Aslan temalı idi. :)
Kurabiyeleri annemin yardımı ile kendim hazırladım. Diğer hazırlıkları önceden hazırlamama rağmen, açıkçası kurabiyeler için acele etmiyordum. Daha vakit var, son hafta hazırlarım, taze olurlar diyordum.
Sonra bir gün içimden bir ses; "hadi Müge yapıver şu kurabiyeleri dedi, poşetli halde iki hafta kadar dayanır nasılsa, son dakikaya iş bırakma" dedi. :)
İyi ki de demiş. Kurabiyeleri hazırladıktan tam 36 saat sonra doğum yaptım, bir gün daha yapmasaymışım, kurabiyemiz olmayacakmış. :)
Harfli tuzlu kurabiyeler yapacaktım mesela, yapamadım. :)

  blog10

Bu mini kurabiyeleri de, atıştırmalık hazırladım. Büyük ve poşetli olanlar, genellikle yenmeye kıyılmayıp, hatıra olarak saklandığı için, bu atıştırmalıklar özellikle lohusa şerbeti ile pek iyi oldu. :)

blog14

Ve bendeniz :) Bu fotoğrafta tacımı görmeniz için :) Aslında Pembe Mavi Şekerler'in aklında çok daha süslü ve uğraşmalı bir taç modeli vardı ama ben onlara; "yarın doğuruyorum" diye telefon açınca bir gece de bunu hazırladılar.
Diğeri de eminim çok güzel olurdu ama ben bu tacımı inanılmaz sevdim, çok sade ve kibardı. Diğerinin yetişmediğine hiç üzülmedim. :)

İşte benim hastane odası hazırlıklarım ve doğum hikayem bu, a dostlar... :)
Darısı tüm evlat hasreti çekenlerin başına. Rabbim kimseyi evlat hasreti ile sınamasın, isteyen herkese, istediği zamanda, hayırlı, sağlıklı evlatlar nasip etsin inşallah.
Artık bir sonraki yazı ne zaman olur, ne olur bilemem, bir şey diyemem, rutinime geri dönüyorum ben şimdi.
Hepinizi sevgiyle, kucaklıyor, şimdiden gelmiş ve gelecek tüm güzel mesajlarınız için tekrar tekrar teşekkür ediyorum.

blog13